Yumurtlama problemi bozukluğu

YUMURTLAMA PROBLEMİ (YUMURTLAMA BOZUKLUĞU)
KADINLARDA YUMURTLAMA DÜZENSİZLİĞİ PROBLEMLERİ
(YUMURTLAMA BOZUKLUĞU)
Yumurtlama (ovulasyon) normalde üreme çağındaki kadınlarda her ay 1 kere olan ve bu sayede adet (mens) görme, üreme gibi fonksiyonların devamını sağlayan, kadın vücudundaki hormonal değişimlerin ana sebeplerinden birisidir. Yumurtlama yani yumurta çatlaması hakkında ayrıntılı bilgiye buaraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Yumurtlama problemi (bozukluğu) nedir?
Yumurtlama problemi kısırlık (infertilite) nedenleri arasında en sık nedenlerden birisidir. “Ovulatuar disfonksiyon” şeklinde de adlandırılır. Kadınlarda kısırlık nedenlerinin yaklaşık üçte biri yumurtlama problemleri ile ilgilidir. Burada yumurtlama problemi veya yumurtlama bozukluğu derken kasıt genellikle yumurtlama düzensizliğidir yani kadında yumurtlama olur ancak düzensiz ve seyrek olur, her ay düzenli olmaz, bu nedenle adetleri de düzensiz olur. Nadiren hiç yumurtlama olmaması gibi durumlar da yumurtlama problemi tanımı içine girer, bu hastalara daha az rastlanır ve hiç adet göremezler.

Yumurtlama bozukluğu (problemi) nedenleri:
Yumurtlama düzensizliği stres ve bazı hastalıklara bağlı gelişebilir, bu sebepler hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Nedenler arasında en sık görülenlerden birisi polikistik over hastalığıdır (PCOS) ancak her yumurtalama düzensizliği polikistik over anlamına gelmez. Polikistik over hastalarında genellikle yumurtlama düzensizliği (seyrekliği) dışında, adetlerin seyrek olması, aşırı tüylenme, şişmanlık gibi belirtiler de vardır. Hiç yumurtlama olmayan hastalarda ise genellikle beyinde hipofiz bezi ile ilgili problemler, menopoz, genetik bozukluklar gibi sebepler vardır.

Yumurtlama problemi (bozukluğu) nasıl anlaşılır? Belirtileri?
Yumurtlama ile ilgili belirtilerin hastada olmaması o ay için yumurtlama olmadığı hakkında şüphe uyandırabilir. Ancak tıbbi olarak bir kadında o ay yumurtlama (ovulasyon) olup olmadığını belirlemek için bazı yöntemler vardır. Bunlar:
– Ultrason ile büyüyen yumurtanın takibi ve yumurtlama olayının gözlenmesi
– Adetin 21. günü progesteron hormonu bakılması. Progesteron hormonu düzeyinin belli bir değerden (3 ng/ml) yüksek olması yumurtlama olduğunu gösterir.
– Adetin 21. günü rahim biyopsisi yapılması (endometrial biyopsi) Günümüzde pek uygulanmaz.
– Vücut ısısı takibi: Adetin 13.-15. günlerinde yumurtlama olduktan sonra kadının vücut ısısında yaklaşık yarım derece bir artış meydana gelir.
– Yumurtlama (ovulasyon) testleri

Yumurtalama düzenleyici tedaviler:
Bu hastalara yumurtlama tedavisi (ovulasyon indüksiyonu) denilen tedaviler verilir. Bazen bu tedaviler yetersiz kaldığında tüp bebek tedavisi de uygulanır. Yumurtlama düzenleyici tedaviler ile hamilelik (gebelik) elde edilebilmesi için bazen aşılama da tedaviye eklenir. Yumurtlama düzenleyici yani yumurta büyütücü ilaçlar tablet şeklinde ağızdan alınan ilaçlar veya enjeksiyon (iğne) şeklinde kullanılan ilaçlar olabilmektedir. Bu ilaçlar ve tedaviler hakkında ayrıntılı bilgilere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Hamilelik istemeyen hastalarda tedavi:
Yumurtlama düzensizliği problemi sadece gebelik istemi ile ilgili değildir. Gebelik istemi olmayan hastalarda da adet düzensizliği, tüylenme gibi problemler yumurtlama bozukluğuna bağlı meydana gelebilir. Bu durumlarda adet düzenleyici hormonal ilaçlar, tüylenme azaltıcı ilaçlar, epilasyon, doğum kontrol hapları gibi tedaviler sık kullanılır. Ancak asla doktor tavsiyesi olmadan bu tür ilaçlar kullanılmamalıdır. Bitkisel ilaçlar, kürler, otlar asla kullanılmamalıdır.

Kilo verme:
Aşırı kilolu olma (obezite) yumurtlamayı engelleyen, düzensizleştiren başlıca nedenlerden birisidir. Bu nedenle fazla kilosu olan hastalara mutlaka kilo vermeleri önerilir. Bunun için sağlıklı beslenme kurallarına dikkat etmeleri, gerekirse diyetisyenlerden yardım almaları, egzersiz ve spor yapmaları önerilir. Kilo verdiklerinde hastaların çoğu yumurtlamalarının ve adet düzeninin eskisine göre çok daha iyi olduğunu ifade ederler.

Yumurtlama problemi (bozukluğu) olup hamile kalanlar:
Yukarıda anlatılan tedaviler ile hastaların çoğunluğu hamile kalabilmektedir. Yumurtlama problemi dışında kısırlığa neden olacak bir problem yoksa, kadın ve erkeğin (özellikle kadının) yaşı gençse tedavi ile hamilelik elde edilme şansı daha yüksektir. Polikistik over hastalarında genellikle bu tedavilere iyi cevap alınır ve hamile kalma oranı nispeten yüksektir. Ancak genetik veya menopoz yaklaşması gibi nedenlerle ciddi yumurtlama bozukluğu olanlar ve fsh hormon değeri çok yüksek olanlarda ilaç tedavisi ile gebelik şansı çok düşüktür. Bu konu hakkında ayrıntılı bilgiye yumurtalık kapasitesi (over rezervi) yazısında buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

üroloji muayenesi

VARİKOSEL (TESTİSTE DAMAR GENİŞLEMESİ)
TESTİSTE DAMARLARIN BÜYÜMESİ (ŞİŞMESİ)

Varikosel testislere ait toplar damarlarda (venler) varis oluşumudur. Bütün erkeklerin %10-15 ‘inde bulunur. Bu erkeklerin bir kısmında şikayet yaratır, bir kısmında ise hiçbir şikayet yoktur.
Varikosel erkeğe bağlı infertilitenin (çocuk sahibi olamama) en sık görülen nedeni olmakla birlikte en etkin tedavi edilebilenidir. İnfertil erkeklerin yüzde 30-40’ında varikosel saptanır.

Normalde testisler vücuttan 2 derece daha soğuk bir ortam olan skrotum (torbaların) içinde muhafaza edilirler. Varikosel durumunda atardamarla gelen 37 derecedeki kan genişlemiş toplardamarlarda birikerek testilerde ısı artışına neden olabilir. Bu da erkeklerin önemli bir kısmında sperm üretimi ve kalitesinde azalmaya veya ağrıya neden olabilir.

Tanı:
Varikosel, üroloji muayenesi sırasında genişlemiş damarların testis etrafında ele gelmesi ile ilk olarak saptanabileceği gibi kimi zaman erkekler yumurta çevresinde şişlik veya ağrı yakınmalarıyla başvurabilir. Bazen varikosel çok hafif derecede veya şüpheli olduğunda ultrasonografi yöntemi ile tanı konabilir.Eğer varikosel saptanırsa meni tahlili (spermiogram) ile sperm üretiminde bozulma olup olmadığı araştırılır. Varikosel nedeniyle sperm üretimi zarar görmüş ise bu tahlilde sperm sayısında azalma, hareket ve yapısında bozulma görülebilir.

Östrojen fazlalığı nedenleri

ÖSTROJEN HORMONU
Östrojen hormonu kadınlarda ve erkeklerde bulunan seks hormonlarından birisidir. Erkeklerde çok
düşük düzeylerde bulunur. Kadınlarda üreme fonksiyonları ve menstrüel siklus üzerinde önemli etkileri vardır.18 karbonlu (C18) steroid yapıda hormonlardan birisidir ve temel yapı taşı kolesteroldür. Östrojenler esas olarak overlerde (yumurtalıklarda) üretilir ve periferik dokularda (yağ dokusunda) androjenlerden aromatizayonla elde edilir.

1929 yılında Adolf Friedrich Johann Butenandt ve Edward Adelbert Doisy östrojen hormonunu ilk olarak izole eden bilim adamı olmuşlardır. Adolf Friedrich Johann Butenandt seks hormonları üzerine olan çalışmalarından dolayı 1939 yılında Nobel kimya ödülüne layık görülmüştür (kaynak 1, 2).

Kadınlarda 4 çeşit östrojen hormonu bulunur:
Östron (Estron, E1): Zayıf östrojenik aktivitesi vardır.
Östrdiol (Estradiol, E2): En güçlü östrojendir. Üreme çağındaki kadınlarda en fazla üretilen östrojen östradioldür.
Östriol (Estriol, E3): En zayıf östrojenik aktivitesi olandır. E2 ve E1’in matabolik son ürünüdür. Direk olarak overden salgılanmaz.
Östetrol (Estatrol, E4): Fetus karaciğerinde sentezlenir . Gebelik dışında erişkin kadın vücudunda bulunmaz.

Androstenedionun aromatizayonu ile üretilen östrojen Östron (E1)’dur. Testosteronun aromatizasyonu ile elde edilen östrojen östradiol (E2)’dür. Bu reaksiyonlarda rol alan enzim aromataz enzimidir. Bu reaksiyonlarda overlerde E1 ve E2 oluşurken; yağ, kas gibi periferik dokularda E1sentezlenir. E1 ve E2 birbirine 17-beta-hidroksisteroid dehidrogenaz emzimi ile dönüştürülebilmektedir.

Östrojen hormonunun kadın vücudundaki etkileri:
– Vajen epitelinde proliferasyon ve glikojen depolanmasını arttırır. Bu sayede vajende pH azalır yani asidik ortam oluşur. Vajende östrojen etkisi ile süperfisial hücre hakimiyeti sağlanır.
– Servikal mukusun pH’ını arttırır yani alkali hale getirir, bu sayede spermin serviksten geçmesini ve gebeliği kolaylaştırıcı etki gösterir.
– Servikal mukusun sıvı içeriğini arttırarak elastikiyetini arttırır, vizkozitesini azaltır. Bu sayede spermlerin serviksten rahim içerisine rahat geçmesini sağlar, bu östrojenin gebeliği kolaylaştırıcı fizyolojik bir etkisidir. Servikal mukusun elastikiyetinin azalması Spinn-Barkeit testini pozitif yapar. Ovulasyon (yumurtlama) zamanına yakın günlerde artan östrojen etkisi ile bu değişiklikler izlenir.
– Östrojen etkisi ile servikal mukusta sodyum klorür miktarı artar, bu da kristalziasyonuun artmasına ve eğreti otu görüntüsüne neden olur. Eğreti otu testi (Ferning testi) foliküle fazda ve gebelikte amnion sıvısı sızıntısı (EMR) varsa pozitifleşir; luteal fazla ve gebelik döneminde negatifleşir.
– Endometrium gland ve stromasında proliferasyon yapar
– Uterus (rahim) boyutlarının artmasını sağlar
– Endometriumda progesteron reseptörü oluşumunu arttırır.
– Tüplerde motiliteyi arttırır, gebeliği kolaylaştırıcı bir etkidir.
– Memelerde östrojen etkisi ile duktus gelişimi artar. (Progesteron lobüler ve alveolar doku gelişimini arttırır.)
– Pubertede kız çocuklarında meme gelişmesinde ve boy uzamasında etkilidir.
– Ovulasyon (yumurtlama) öncesinde artan östrojen pozitif feedback etki ile LH salınmasına neden olur, LH piki de ovulasyonu sağlar. Tersine FSH üzerine negatif feedback etki yaparak azalmasını sağlar.
– Vücutta su ve tuz tutulmasına neden olur.
– Kadında sekonder seks karakterlerinin gelişmesinde önemli rol oynar. Östrojen hormonu sentezlenemeyen kız çocuklarında adet görme başlamaz (amenore) ve meme gelişimi olmaz.
– Karaciğerde bağlayıcı proteinlerin ve pıhtılaşma faktörlerinin sentezi artar.
– Safra stazı ve safra salgısında kolesterol artışına neden olur.

Östrojen hormonu içeren ilaçlar:
Östrojenler ilaç olarak da çeşitli formlarda kullanılmaktadır. Sentetik olarak üretilebilen östrojen formları mevcuttur. Oral kotraseptifler (doğum kontrol hapları), doğum kontrolü amaçlı kullanılan iğneler, menopoz şikayetleri için kullanılan bazı hormon replasman tedavisi ilaçları sentetik östrojen formlarını içerirler.

KADINLARDA ÖSTROJEN HORMONU EKSİKLİĞİ
Östrojen eksikliği (hipoöstrojenizm) küçük yaşlarda meydana gelirse kız çocuğunda adet görmenin başlamaması, meme gelişiminin ve sekonder seks karakterlerinin oluşmaması gibi belirtiler meydana gelir. Üreme çağında ve daha ileri yaşlarda bir kadında meydana gelen östrojen eksikliği infertilite (kısırlık) veya ateş basması, vajinal kuruluk, adet düzensizliği, adet görememe gibi menopoz belirtilerine neden olabilir. Östrojen eksikliği altta yatan nedene bağlı olarak geçici veya kalıcı olabilir.
Östrojen eksikliği nedenleri incelendiğinde bazılarında over dokusu hasarı veya enzim eksikliği gibi nedenlerle direkt olarak östrojen hormonunun sentezinin bozuk olduğu görülürken, bazı nedenlerin beyinde hipotalamus ve hipofizdeki over fonksiyonunu sağlayan hormonların eksik olmasına bağlı olduğu görülür. Over fonksiyonları beyindeki hipotalamus ve hipofiz bölgelerinden salgılanan hormonlar ile kontrol altında tutulur (GnRH, FSH, LH hormonu). FSH hormonu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Östrojen eksikliği nedenleri:
– Ovaryan disgenezi (Turner sendromu) durumunda overler disgenetik yani afonksiyonel olduklarından dolayı overlerde östrojen hormonu sentezi gerçekleşemez. Bu nedenle kız çocuğu adet görmeye başlayamaz ve meme gelişimi olmaz.
– İleri yaşlarda erken menopoz (prematür ovaryan yetmezlik) ve menopoz nedeniyle östrojen eksikliği gelişebilir. Bu durumda kısırlık, ateş basması, vajinal kuruluk, adet düzensizliği gibi şikayetler meydana gelebilir.
– GnRH sentez bozukluğu (Kalmann Sendromu)
– Hiperprolaktinemi
– Hipotalamo-hipofizer hastalıklar,beyin tümörleri
– Anoreksia nevroza, ciddi malnütrisyon
– Primer hipotiroidizm
– Kemoterapi
– Radyoterapi
– Enzim defektleri (17-alfa- hidroksilaz eksikliği)
– FSH reseptör defekti
– Konjenital lipoid adrenal hiperplazi
– Galaktozemi
– Over ile ilgili cerrahi operasyonlar
– Aşırı egzersiz
– Sheehan sendromu
– Fraji-X sendromu
– Aromataz enzim eksikliği

Östrojen fazlalığı nedenleri:
Kadınlarda östrojen düzeyinin normalden fazla olması östrojen üreten over tümörlerinde (granüloza hücreli tümör, tekoma), perimenopozal dönemde izlenebilir.